Kendimiz Olabilir miyiz?.
Ben bir su damlasıyım. Sukutuhayal Sokak Sf. 50-51
“Sanırım akşam vaktiydi. Bir gülün tomurcuğuna can vermesi maksadıyla dökülen sudan savrulan bir damla idim. Diğerlerinden ayrı bir yere düşüp, kendimden geçmiştim bir müddet. Can vermek; söylerken ne garip hissettiriyor. Ölmek ve yaşatmak aynı lafta. Neden sonra; içe doğru çekildikçe sanki hafiflediğimi hissediyordum. Etrafımdakilere yani diğer damlalara doğru süzülüyordum, su damlası su damlasıdır işte. Diğeri olur mu ki bunun, ben diğer su damlalarından farklıyım ve ben daha özel bir su damlasıyım diyebilir mi? Ben rüyada da olsa su damlası olduğum dönemde öylemiştim buna benzer şeyler!
Diğer su damlaları beni umursamışlar mıydı? Benimle ilgili ne düşünmüşlerdi, hiç bilememiştim. Ama ben farklı bir su damlası olmuştum. Toprağa süzüldüğümüzü, gitgide eriyerek daha da aydamlaştığımızı görüyordum. Kendi hâlimi civarımdakileri gözleyerek anlamaya çalışıyordum. Artan bir hızla hissizleşen ve hafifleyen bir kütleye dönüştüğümü duyumsuyordum.
Yanımdakilere yanaşan, yanaştıkça onlarla kaynaşan ve aynılaşan bir hissiyat içindeydim. diğerleriyle aynılaşmak benim yalnız ve kimsesiz hissetmemi engellerken öte yandan benliğimin yitip gittiğini hissetmeme sebep oluyordu. An geliyor, bu yığını oluşturan parçalardan biri olmakla gururlanıyor, an geliyor bundan sonra kendim olamayacağıma dertleniyordum.
Ne yaman çelişkiydi. Ben, ben olamazsam benim gibilerin oluşturduğu bir bütün içinde kaybolup gidersem bu nasıl bir son olurdu ki... Neye dönüştüğümün, dönüştüğüm şeyin ne işe yaradığının ne önemi olabilirdi? Hafifledikçe ve karıştıkça diğer damlalarla birlikte toprağa, karışıp dönüştüğüm şeyden canımı korumak adına sıçrayarak uyanmıştım rüyadan.